Çektiğim Fotoğraflar

Son zamanlarda kiminizin bildiği gibi fotoğrafa merak sardım. Ara ara buradan size çektiğim resimlerin linklerini vereceğim. Fotoğraflarla ilgili yorumlarınızı paylaşırsanız çok sevinirim. Evet ilk fotoğraflarımı buradan inceleyebilirsiniz.

10 Kasım

 

…İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!…

Yeni Fotoğraf Makinem :)

Nihayet çok uzun zamandır istediğim ama bir türlü alamadığım fotoğraf makinemi aldım (Canon S5 IS).  Bu vesileyle de günlüğümde Fotoğraf ve Ben kategorisini açtım. Bu kategoriye fotoğrafçılıkla ilgili bilgileri, haberleri ve çektiğim güzel fotoğrafları (tabii olursa  : ) ) koymayı planlıyorum. Tabii öncelikle biraz makineyi çözmem gerek.

Nedir? : Application Pool

Application Pool IIS 6.0 ile birlikte gelen ve güvenlik, kaynak kullanımı, erişim yetkisi gibi sebepler nedeniyle aynı sunucuda bulunan farklı web uygulamalarının birbirinden farklı ‘havuz’larda tutulmasını yani biribirlerinden izole edilmesini sağlayan kavramdır. Böylece bir web uygulaması saldırıya uğrasa bile sistemin tamamının ele geçirilmesi engellenir, kötü niyetli geliştiricilerin sisteme erişmesinin önüne geçilir, bir web uygulamasının sistem kaynaklarını fazla harcaması diğer uygulamaları etkilemez.

Facebook Batacak mı, Satacak mı, Çıkacak mı?

Az önce internette şurada rastladığım bir makale/inceleme beni dehşete düşürmekle birlikte, hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını bir kez daha hatırlattı. Ve de gelecekle ilgili bazı düşüncelerimde beni karamsarlığa itti.

Daha önceleri birkaç yerde aniden büyüyen web sitesi kaynaklı şirketlerin kuruluş, yükseliş ve batışları ile ilgili bazı yazılar ve bu batışın sebepleri ile ilgili tespitler okumuştum. Ama ilk kez bu kadar somut rakamlarla bu gerçeği gördüm. Bu kez incelenen Facebook. Bu işlerle ilgilenen herkesin iştahını arttıran bir proje. Milyonlarca üye, Microsft’tan gelen teklifler, reklam gelirleri vs. İnsanın başını döndürmeye yetiyor değil mi?

Bir de belirttiğim makalede bulunan madalyonun öbür yüzünden bakalım.

Microsft’un geçen sene yaptığı teklif 240 milyon dolarmış, bu seneki borç ve öz sermayesi ise 235 milyon dolar. Şimdi gelelim daha ilginç rakamlara

Facebook’un AYLIK elektrik gideri : 1 milyon dolar
Bant genişliği için AYLIK gideri  : En az 500 bin dolar
Bu yıl ve gelecek yıl 50 bin server için ayrılan para : 100 milyon dolar
Depolama sistemi için bu yıl harcanacak para : 30 milyon dolar
Ofis ve datacenter kiraları için ayrılan para : 15 milyon dolar
Aylık maaş gideri en az : 10 milyon dolar

Facebook’un sadece çalışır durumda olması için gereken para 200 milyon dolar civarı. Ancak asıl problem bu büyümenin devamının sağlanabilmesi, bu da yıllık yaklaşık 100 milyon dolar civarı bir paraya tekabül ediyor.

Facebook’un 2008 yılı tahmini geliri 265 milyon dolar olarak hesaplanmış. Peki bu durumda Facebook kurucuları keyifle yaşayabilirler ve para kazanabilirler değil mi? Aslında değilmiş. Facebook’un ziyaretçilerinin %42 si ABD içinde iken %58′i yurtdışından, ve yurtdışı ziyaretçilerinin fazla bant genişliği giderleri olduğu ve para getirMEdiği ortaya konmuş. Yapılan araştırmalar sonucunda da Facebook ABD’De MySpace’in tahtına oturabilmesi için ise 18 yıllık bir zaman geçmesi gerektiği belirtilmiş.

Buna rağmen Facebook kurucularında biraz para kalmış olmalı. Tabii ki son ekonomik krizi göz ardı edersek. Bu kriz Facebook’un bir yıl önce yapılan 2008 gelir tahminlerinde 100 milyon dolarlık bir düşüşe sebep olmuş. Ve krizin etkileri sürerse önümüzdeki yıllarda oluşabilecek zarar daha da büyük olacak.

Yine aynı makalede Facebook CFO (Chief Financial Officer)’su Dubai International Capital ile görüşmeye gideceği, ve  Amerika’lı yatırımcıların Facebook ile ilgilenmediği belirtiliyor. Bu durumda yakında Facebook ya biyerlerden nakit bulacak, ya bir kısmını satacak, ya da.. Olmaz olmaz demeyin önümüzde canlı örnekler var.

 Ben bu incelemeden sonra oldukça tedirgin oldum. Büyümek mi iyi büyümemek mi kararsız kaldım. Baştan da söylediğim gibi hiçbirşey göründüğü gibi olmuyor.

Cloud Computing, Bulutlar, Gariplikler, Azure

Son zamanlarda sürekli karşıma çıkan cloud computing’i araştırmaya karar verdikten kısa bir süre sonra Azure ile ilgili gelişmeyi duyunca afalladım. Aslında beklemiyor değildim, bildiğim kadarıyla bu kavramı Google ortaya attı , Google’ın böyle bir atağına Microsoft’un kayıtsız kalması olanaksızdı. Ancak aniden Microsoft’un Azure duyurması garip geldi bana biraz. Azure’u bulut işletim sistemi olarak tanıtıyorlar. Ayrıntılı bilgi burada.

İlginç bir başka nokta ise GNU’nun kurucusu Richard Stallman ve Oracle’ın kurucusu Larry Ellison’a göre cloud computing örnekleri aslında geçici bir moda. Bakalım kim haklı çıkacak zamanında televizyonlar için yapılan yorumlara mı dönecek bu iki kişinin yorumu.

Öte yandan DELL firmasının cloud computing için yaptığı patent başvurusu reddedilmiş ancak temyiz hakkı bulunuyormuş. Onun ayrıntısı da burada.

Şöyle bir son gelişmelere bakınca. Bu devler arasında yeni bir savaş çıkacak sanırım. Cloud Computing savaşı. Herkes bu pastadan bir pay almaya, en azından tadına bakmaya çalışıyor. Umarım bu kez kazanan kullanıcılar olur.

Peki ben nasıl mı bakıyorum bu savaşa? Şimdilik çok büyük bir zevkle izliyorum gelişmeleri. Biraz daha inceledikten sonra elbette benim de bir yorumum olacak.

 NOT : Bu arada Microsoft’un ofis uygulamalarının internet üzerinden çalışacağını duyurduğunu öğrendim. Bu da cloud computing sahasında Google Docs’a karşı yeni bir cephe olsa gerek. Bu Web Ofisi ücretli olacakmış ve de diğer browserlarda da çalışacakmış.

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

TEB Akıl Fikir Yarışması

 

Akıl-fikir ya da inovasyon yarışması arayan mucit ve yenilikçi fikir sahibi arkadaşlara müjde. Eğer finans sektörü için fikirlerim var diyorsanız bu yarışmaya katılabilirsiniz. Ayrıntıl bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Belli mi olur ben de katılırım belki :)

3+5 Devrimi ve Birkaç Çıkarım

Daha 3 ile 5′i bir kod parçası ile toplatıp ekrana bastıktan sonra “Yazılım dünyası için küçük ama benim için dev bir adım!” dediğim yıllarda, yazılım sektöründeki benim için -ve genellikle diğer kişiler için de- yazılım gurusu olan insanların hayat hikayelerini okur, hayret içinde nasıl bu noktaya geldiklerini merak ederdim. Hala bu tarz insanların günlük ve sitelerinde bulunan hakkında kısmını okumaktan büyük zevk alırım. Ne yazık ki bu tarz insanların bazılarıyla tanışsam da merakımı giderecek kadar soru soracak seviyede bir sohbette bulunamadım.

Peki ben çok fazla ilerleme kaydettiğim için mi bu yazıyı yazıyorum. Kesinlikle HAYIR! Hatta yazılım hayatımda 3+5=8 adımı kadar büyük bir adım atamadım. Çok küçük adımlarla ilerliyorum.

Kimi insanlar inkar etse de, herkes küçükde olsa bir çizgi çizmek ister dünyaya. Bunu ben yaptım, işte benim eserim diyebilmek ister. Bunu ben de çok istiyorum. Yapılmamış bir şey yapmak, insanlara faydalı olmak. Belki insan psikolojisinde bir adı bile vardır bu durumun. Ama ben kesinlikle yanlış, olağandışı bir durum olarak görmüyorum bu hali.

Ama hayat her zaman elinizden tutup yardımcı olmuyor ilerlemenize. Öyle günler geliyor ki aslında bırakın bir çizgi çizmeyi kalemi bile tutamayacak durumda olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Ama bir yandan da o çizginin hayali duruyor kenarda.

Ben şu ana kadar bir çizgi çizemedim, belki çizemeyeceğimde. Ama bir şeyi farkettim. İlk üçe girecek yetenekte bir koşucu olamayabilirim, hatta her yarışı sonuncu da tamamlayabilirim. Ama en azından koşacağım. Belki seyirciler gülecek, hatta ben yarışı bitirene kadar kimse beklemeyecek. Fakat benim içimde koşmanın, amacımın olmasının, amacımın yolunda başarısız olmanın mutluluğu olacak.

Yazılım benim için çok büyük bir koşu, ve bu koşuda bir çizgi çizmek istiyorum. Belki hiçbir şey yapamam, belki de çok büyük işler başarırım. Ama en azından ne için mücadele ettiğimi, nasıl bir ortamda mücadele ettiğimi biliyorum.

Bu yazıyı yazmamdaki asıl amaç programlamaya, yazılıma başlarken nereden başlamalıyım, hangi kitapları okumalıyım, hangi programlama diliyle başlayabilirim vb. sorulara kendi bulduğum cevabı vermekti. Cevabımı birkaç madde halinde sıralamak gerekirse:

1-) Hangi kitapları, yazıları okumalıyım?

Bulabildiğiniz her metni, kitabı, haberi, yazıyı okuyun. Yazılımla ilgili olması yeterli olsun sizin için. Teknik kitapların yanında, yazılımın felsefesi ile ilgili kitapları da okuyun. Yazılım sektöründeki kişilerin günlüklerini ziyaret edin, çeşitli konular hakkındaki düşüncelerini okuyun. Yazılım ve teknoji ile ilgili haberleri kesinlikle takip edin.

2-) Hangi programlama dilini seçeyim?

Bu soruyu kendinize sormayın bile. O an başlamanız için en kısa süre, en az gereklilik isteyen dille başlayın. Daha sonra her dille en azından bir “Hello World” uygulaması yazın. Kesinlikle C dilini iyice öğrenin. Unutmayın yazılımı geliştiren programlama dili değil, sizsiniz. Tüm denizlere girin, en rahat hissettiğiniz denizde yüzün.

3-) Nasıl bir uygulama geliştirmeliyim?

Yazılımla ilgili aklınıza gelen her şeyi deneyin. Birisi size fikrinizin çok zor olduğunu, çok saçma olduğunu, başaramayacağınızı söylerse, ona fikri için çok teşekkür edin ve kesinlikle dikkate almayın. Belki gerçekten çok saçma bir fikir de olabilir, ama üzerinde emek verilen herşey bir tuğla daha koyacaktır gelişiminize.

4-) Hangi teknolojilere yönelmeliyim?

Yazılım geliştirme teknolojileri amaç değil, araçtır. Bu yüzden bu konuda ayrım yapmayın ve şirket yazılımcısı olmayın. Bazen gideceğiniz yere otomobille, bazen vapurla, bazen de yürüyerek gitmeniz gerekir. Şirket yazılımcısı olup vapurla caddeye, otomobille denize çıkmaya kalkmayın.

Alakasız gibi görünse de, aşağıdaki maddeler en önemlileri.

5-) Ne olursa olsun iştahınız kaybetmeyin.

6-) Hayal kurun! Hayal kurmadan yaşamak bile çok zorken, yazılım geliştirmek imkansız olur.

7-) Alçakgönüllü olun, ama neler başardığınızında farkında olun.

z-index, flash nesnesi, menü yerleşim sorunu

Daha önceden birkaç sitede flash nesnesinin açılan menülerin üzerinde kaldığına, dolayısıyla menünün açılan kısımlarının kullanılamadığına şahit olmuştum. Açıkcası bu nedendir diye o zamanlar merak edip araştırmamıştım ama aynı problem bu kez benim başıma geldi. Çözümü ise şöyle : Her nedense flash nesneleri normal z-index ile katmanlamayı dikkate almıyor. Bunun için öncelikle flash nesnemize (objectler tagi arasına)

<param name=”wmode” value=”transparent” />

tagini eklememiz gerekiyor. Daha sonra embed tagi içine ise

wmode=”transparent”

özelliğini ekliyoruz. Tabi bu flash nesnemize bir adette id veriyoruz. Son olarak CSS’miz içerisinden z-index değerlerini girerek sorunumuzu hallediyoruz. Örnek olması açısından kodları da aşağıda veriyorum. CSS’deki menu menünün içerisinde bulunduğu div’in idsi, flashnesne ise flash nesnemizin idsi.

Flash nesnemiz 

——————        

<object id=”flashnesne” classid=”clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000″ codebase=
“http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,28,0″
width=”527″ height=”164″ title=”baslik”>
            <param name=”wmode” value=”transparent” />
            <param name=”movie” value=”flash/fl.swf” />
            <param name=”quality” value=”high” />
           <param name=”BGCOLOR” value=”#FFFF33″ />
           <embed src=”flash/fl.swf” mce_src=”flash/fl.swf” width=”527″ height=”164″ quality=”high” pluginspage=”http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash” type=”application/x-shockwave-flash” bgcolor=”#FFFF33″ id=”flashnesne” wmode=”transparent” ></embed>
</object>

CSS dosyasındaki özelliklerimiz 

——————

#menu
{
z-index: 2;
}
#flashnesne
{
z-index: 1;
 
}

←Önceki